Admin tarafından gönderildi
22 Kasım, 2016
3 yorum
457 okuma

Asiye Hanım

Asiye Hanım Firavun’un karısıdır. Asiye Hanım, gerek Kur’an-ı Kerim, gerekse Peygamberimiz’in sözlerinde yer almaktadır. Kocası Firavun, tanrılık iddasında bulunmuş, Asiye ise, Allah’ın birliğine, Hz. Musa’nın peygamberliğine inanmış, imanı yüzünden kocası zalim Firavun’dan türlü işkenceler çekmiş ve nihayet bu yolda ölmüştür.
Asiye Hatun’un hikayesi şöyle başlamıştır:
Görülen bir rüya üzerine Firavun’a şöyle demişti: ”İsrailoğulları’ndan bir çocuk doğacak, senin devlet ve saltanıtını yıkacaktır!..” Bu haberi alan Firavun, İsrail soyundan doğan erkek çocukları öldürtmeye başlar. Her tarafa cellatlar gönderir. Cellatların ev ev dolaşarak ele geçirdikleri çocukları öldürdükleri bir sırada, Hz. Musa’yı annesi doğurmuştu. Bir müddet gizlice onu emzirdikten sonra, su geçmez bir sandığa koyarak Nil nehrine atar. Nil nehri sandiği götürüp Firavun’un sarayının kenarına dayar. Asiye Hatun, bunu görür ve getirir. Sandiği açtırdığında ne görsün: Nur yüzlü bir bebek! Görünce onu sever ve bağrına basar. Ve, ”Aman bunu öldürmeyiniz! Büyür de belki işimize yarar. Yahut bunu kendimize evlat ediniriz!.” der.
Çocuğu emzirmek için birçok süt annesi getirtilir ise de çocuk hiçbirinin göğsünü emmez. Çocuğun annesi çocuğunu suya bıraktıktan sonra -anne ciğeri durur mu?- arkasından ebesini gözcü olarak göndermişti. Oğlunun saraya alındığını ve bir süt annesi arandığını öğrenince kendini süt anne olarak tavsiye ettirdi. Asiye Hatun, derhal Musa’nın annesini getirtir, Musa’ya süt annesi yapar.
İşte, bu şekilde Hz. Musa, Firavun’un sarayında annesi tarafından emzirilir ve büyütülür. Ama ne Firavun ne de sarayda oturanlardan hiç biri, bunun farkında değildir. Rivayete göre; Hz. Musa, sarayda büyüdüğü bir sırada, bir gün eline aldığı bir çubuğu Firavun’un başına indirmiş ve başını yarmıştı. Buna fena halde kızan Firavun, çocuğu öldürmek istemişti. Asiye Hanım derhal müdehale etmiş, önüne geçmis ve kocasına: ”Ey hükümdar! Kusura bakma! Bu, bir çocuktur, aklı ermiyor!..” demişti.
Bunun üzerine çocuk imtihana çekilir, önüne bir cevher parçası ile bir de ateş parçası konur. Çocuk, -Cebrail’in manevi şevkiyle- ateş parçasını almış ve ağzına götürmüştü. Yapılan bu denemede Musa’nın çocuk olduğu, aklının henüz ermediği görülmüş ise de ağzına götürdüğü ateş dilini biraz yakmıştı. İşte Hz. Musa’nın dilindeki pelteklik, dilinin biraz yanması sonucu olsa gerek. Kur’an-ı Kerim bu ibret verici hikayeyi şöyle anlatır:
”Ya Musa, vakta ki, annene bildirmesi gerekeni bildirmiştik. Şöyle ki; çocuğu bir sandık içine koy da denize (Nil nehrine) at ve sakın endise etme! Deniz onu sahile atsın da benim de onun düşmanı olan biri alıversin (sudan çıkartıp yanında beslesin). Hem sana, Ya Musa! Tarafından bir muhabbet bıraktım ki (herkes seni seviyordu). Hem benim nezaretimde büyüdün”. ”Ey Musa! Bir vakit ki, senin hemşiren Firavun’un sarayına gidip şöyle demişti: Bu çocuğa bakabilecek bir süt annesi bulayım mı? (Onlar da evet, demişlerdi.) Ya Musa! Seni, artik annene kavuşturduk ki, gözü aydın olsun da üzülmesin”. (Taha,38-39)
Allah’u Azimüssan her şeye Kadirdir. İsterse saltanatını yıkacağı, kendisini helak edeceği bir kimseye bir çocuğu büyüttürür ve yıkımını o çocuğun eline verir. Gerçekten öyle olmuştur. Hz. Musa büyür, Peygamber olur, Firavun’u ve kavmini imana çağırır. Deliller, mucizeler gösterir. Fakat Firavun ve adamları inanmazlar, imansızlıklarında ısrar ederler. Üstelik, Hz. Musa’yı ve ona iman edenleri kılıçtan geçirmek isterler ve bunun için harekete geçip yola çıkarlar. Hz. Musa ve beraberindekilerin önüne çıkan deniz yarılır ve yok verir. Hz. Musa ve maiyyeti karşı taraftaki karaya çıktıkları, Firavun ve beraberindekiler de tam denizin dibine girdikleri bir sırada deniz kapanır ve hepsi boğulur gider.
Fakat, Asiye Hanım, Firavun gibi küfürde diretmedi. Hz. Musa’nın mucizelerini görünce ona inandı ve iman etti. Firavun gibi azılı bir kafirin nikahı altinda olmakla beraber onun kafirliğine katılmadı. Onun tanrılık iddasını reddetti. Kocasının krallığına, sarayın debdebesine aldanıp imandan vaz geçmedi, hak yoldan ayrılmadı ve Firavun’un bütün korkunç işkencelerine rağmen imanından zerre kadar taviz vermedi. Nihayet bu işkenceler altında Allah’a dua ede ede can verdi ve şehit oldu.
Allah Ondan Razı Olsun.. Dua ile ..

yzn meryem

ETİKETLER


Yorumlar (3 Yorum)

Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?